Makaleler


Çimento Sektörünün İSG Hassasiyeti

Günümüzde sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin hızı ile paralel olarak, işyerlerinde çalışan kişilerin sağlık ve güvenliği de daha sık konuşulur ve tartışılır hale gelmiştir. 100 yılı aşkın bir süredir ülke ekonomisi içinde önemli bir rol oynayan çimento sektörü de bu gelişim trendine..


Örnek Bir Çimento Fabrikasında Kullanılan Temel Ekipmanlar ve Çimento Üretim Prosesi

Çimento hammaddeleri olan kalker ve şist; patlatmalı kazı yöntemi ile kazıcı yükleyici, sondaj, kompresör, taşıyıcı gibi ekipmanlar kullanılarak ocaktan çıkarılmaktadır. Boyut küçültme işleminden sonra öğütülen kalker ve diğer hammaddeler önceden belirlenmiş oranlarda karıştırılmaktadır. Elde edilen karışım döner fırınlarda pişirilerek klinker formunu almaktadır.


BORLU ÇİMENTO

Türkiye bor madeni rezervleri açısından dünyanın en zengin ülkesidir. Dünyadaki toplam bor rezervlerinin % 72’sine sahiptir. Türkiye’de bulunan bor mineralleri; Boraks (Tinkal), Kernit, Üleksit, Kolemanit, Pandermit ve Hidroborasit’tir.

Bunların arasında Kolemanit minerali (Ca2B6O11.5H2O) sadece Türkiye ve ABD’de bulunmaktadır. Kolemanit cevherinin kimyasal yapısında %28 CaO, %6,5 SiO2, % 42 B2O3 ve %23,5 H2O bulunmakta ve çimento üretimi için gerekli olan Ca ve Si elementlerini de içermektedir.


Sürdürülebilir Çimento Sektörü

Doç. Dr. Arzuhan Burcu GÜLTEKİN / Mimar / Ankara Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi

Sanayinin gelişmesi, yaşam standartlarının yükselmesi, hızlı nüfus artışı ve kentleşme sonucunda oluşan çevre kirliliği, günümüzün yerel ve küresel ölçekte en önemli problemlerinden birisidir. Bu bağlamda, sürdürülebilirlik kavramı her sektörde büyük önem taşımaktadır. “Sürdürülebilirlik” toplumların gelecek yüzyıllarda var olabilmelerini amaçlayan anahtar bir kavram olup, son yıllarda her disiplinin kalkınma kuramları, modelleri ve politikaları içinde vurgulanarak kullanılmaktadır. Sürdürülebilirlik ilk defa 1987 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu tarafından Bruntland Raporu’nda “şimdiki kuşakların gereksinimlerinin, gelecek kuşakların gereksinimlerini tehlikeye atmadan karşılanmasına olanak veren büyüme politikaları” şeklinde tanımlanmıştır.Günümüzde her ülke ve her sektör ekonomik gelişimini “sürdürülebilir ilkeler” temeline oturtmaya çalışmaktadır.